Gündem Aktüel

......................

.................................................................

......................

.................................................................

......................

.................................................................

......................

.................................................................

İmanın Alameti Namaz

 

Dünyamızı huzur ve mutluluğa, ahiretimizi ebedi cennete dönüştüren ibadetlerin en başında namaz gelir. Namaz kılan; yüzünü  Kâbe’ye, yönünü Rabbine çevirir. Bedenini kirlerden, kalbini günahlardan arındırır. Ruhunu miraca, gönlünü sükûnete erdirir.

 

 

Namaz; tekbirle başlayan, selamla tamamlanan bir kulluk yolculuğudur. Her tekbir, Allah’tan başka ilah olmadığının ilanıdır. Her kıyam, haksızlığa ve zulme asla rıza gösterilmeyeceğinin sembolüdür. Her kıraat, Kur’an-ı Kerim ile irtibatı kuvvetlendirmektir. Her rükû, bir tevazu; her secde, Allah’a teslimiyettir. Her tahiyyat, kelime-i şehâdetin izharıdır. Her selam, elinden ve dilinden emin olunan bir Müslüman olmanın ahdidir.

 

Hayatın karmaşık yolculuğunda namazı rehber edinmeliyiz. Gönlümüz daraldığında namazla ayağa kalkmalıyız. Sıkıntı veya hastalık anında namazla Rabbimize sığınmalıyız. Gündüzün telaşında namazla ruhumuzu dinlendirmeliyiz. Gecenin sessizliğinde namazla dirilişimizi gerçekleştirmeliyiz. Camide, evde, okulda, işyerinde, tarlada ve bahçede namazla Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretine yönelmeliyiz. Zira namaz, müminin miracıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Cennetin anahtarı namazdır.”1 Yaratan ile kulun arasındaki muhabbeti güçlü tutacak en sağlam bağ namazdır. Kişiyi, kötülüklerden uzaklaştırıp iyiliğe ulaştıracak en güzel yol namazdır. Aynı safta inanan gönülleri birleştirecek; birlik, beraberlik ve kardeşliği pekiştirecek olan da namazdır.

 

Namaz, müminler için çok büyük bir rahmettir. Sevgili Peygamberimiz sav bir hadis-i şeriflerinde, “Sizden biri namaz kılarken aslında Rabbiyle konuşuyordur” 2 buyurmuştur. Dinen meşru bir mazeret olmaksızın namazdan uzak kalmak, Allah Teâlâ ile hasbihalden mahrum kalmaktır. Sonra kılarım diye ötelemek, dinin direğini zayıflatmaktır. Dünyalık meşgalelere dalarak namazı ihmal etmek, ilâhî lütfa mazhar olamamaktır. Yüce Rabbimiz bir ayette, “Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et” 3 buyururken, bir başka ayette ise “Namazlarına titizlikle devam eden müminlerin, ebedi kurtuluşa ereceklerini, Firdevs cennete vâris olacaklarını  ve  orada ebedi kalacaklarını”5 müjdelemiştir.

 

1 Tirmizî, Tahâret, 1. 2 Buhârî, Salât, 36. 3 Tâhâ, 20/132. 4 Müslim, Salât, 215. 5 Mü’minûn, 23/9-11.