ercandede.com
  • Canlı Dersler
  • Din İnanç
  • Aile Toplum
  • Dil Edebiyat
  • Bilim Teknik
  • Dua Musiki
  • Kültür Yaşam
eba
eba
eba
tmm
TürkçeالعربيةEnglish

ercandede.com

  • Aile Toplum
    • Aile ve Toplum Gündemi
  • Din İnanç
    • Dinin Tatbiki
  • Dil Edebiyat
  • Bilim Teknoloji
  • Dua Musiki
  • Kültür Yaşam

ercandede.com    

academic
  • Ana Sayfa
  • Aile Toplum
    • Aile ve Toplum Gündemi
  • Din İnanç
    • Din ve İnancın Tatbiki
  • Dil Edebiyat
  • Bilim Teknoloji
  • Dua Musiki
  • Kültür Yaşam


Logo




  • Ana Sayfa
  • Aile Toplum
    • Aile ve Toplum Gündemi
  • Din İnanç
    • Din ve İnancın Tatbiki
  • Dil Edebiyat
  • Bilim Teknoloji
  • Dua Musiki
  • Kültür Yaşam

ercandede.com 

  • Haber Gündem
  • Aile Toplum
  • Din İnanç
  • Kültür Yaşam
  • Dil Edebiyat
  • Bilim Teknoloji
  • Dua Musiki


Logo

  • Ana Sayfa
  • Aile Toplum
    • Aile ve Toplum Gündemi
  • Din İnanç
    • Din ve İnanç Gündemi
    • Din ve İnancın Tatbiki
  • Dil Edebiyat
  • Bilim Teknoloji
  • Dua Musiki
  • Kültür Yaşam
  • Alış Veriş
  • Din ve İnanç Gündemi


Logo

  • Ana Sayfa
  • Aile Toplum
  • Din İnanç
  • Dil Edebiyat
  • Bilim Teknoloji
  • Dua Musiki
  • Kültür Yaşam
Kültür Medeniyet

Kültür Medeniyet Gündemi

Kültür Tarih İnsan Şehir Yapı Eşya Mekan Sanat Töre Yaşam

Kültür Medeniyet Literatürü 

Kültür Yaşam İnsan Mekan Şehir Yapı Eşya  

Vakıf Medeniyeti

.......................

İslam Öncesinde ve İslami Dönemde Vakıf 

Medeniyet Silsilesi

Hz Peygamber'den Günümüze Sadat-ı Kiram

Medeniyet Yolcuları

Tarihten Günümüze Allah Dostları

İstikamet İzcileri

Allah Dostlarının İzinde Ahiret Yolculuğu

...............................

.......................

............. ..............................

.................................

..............................................
‹ الرجوع

Ailenin Geçmişlerine Karşı Vazifeler

 

Kocası vefat eden kadının dört ay on gün yas tutması ve iddet beklemesi gerekir. Bu konuda yüce Allah şöyle buyurur: "Sizden biri öldüğünde geride bıraktığı eşleri dört ay on gün (evlerinde, evlenmeden) beklesinler." (Bakara 2/234) Kadın bu süre içinde süslenmez, güzel kokular sürünmez, kimseye evlenme teklifinde bulunmaz, kendisine evlenme teklifinde bulunulmaz, bu niyetle süslenip dikkat çekmeye çalışmaz. Hastalık, korku, yalnızlık, ihtiyarlık, geçim için çalışmak gibi bir zaruret yoksa evin dışına çıkmaz. Zeyneb binti Ebû Seleme (r.a) anlatıyor: " Efendimizin (s.a.v) eşlerinden biri olan Ümmü Habîbe'nin (r.ah) babası Ebü Süfyân b. Harb vefat etmişti. Baş sağlığı için Ümmü Habîbe'nin (r.ah) yanına gittim. Ümmü Habîbe (r.ah) içinde kına ve çeşitli maddeler bulunan bir koku istedi. İlk önce o kokuyu bir kızın başına sürdü. Sonra da kendi yanaklarına sürdükten sonra dedi ki:"Allah'a yemin ederim ki benim koku sürmeye ihtiyacım yok, ancak ben Resûl-i Ekrem'in (s.a.v), 'Allah'a ve âhiret gününe iman eden bir kadına, kocasından başka vefat eden hiçbir kimse için üç günden fazla yas tutması helâl değildir. Kocası içinse dört ay on gün yas tutar' buyurduğunu duydum; bu yüzden koku sürünüyorum." (Buhârî, Cenâiz, 30; Müslim, Talâk, 58; İbn Hibbân, Sa-hfh, nr. 4304) Kadın ayrıca, vefat eden kocasının affı için Allah'a yalvarmalı, hayır dua yapmalı, gücü yeterse onun adına sadaka vermeli, çocuklarına sahip çıkmalı, terbiyeleri ile meşgul olmalı, kocasını hayırla anmalı, arkasından kusurlarını kimseye anlatmamalı, vefalı olmalı, saygı göstermeli ve böylece yüce Allah'ın rızâ ve rahmetini istemelidir.

 

 

Vefat eden bir müminin üzerinden kulluk mükellefiyeti düşer, fakat dünya ile bütün irtibatı kesilmez. Öyle yollar vardır ki mümin o vesilelerle kabrinde rahmet ve nura ulaşır. Allah için birbirini sevenler dünyada olduğu gibi kabirde ve mahşerde de birbirlerine yardımcı olurlar. Vefat edenler için yapılacak en güzel iş, onu güzel halleriyle anmaktır. Onun için hayır dua ve istiğfar etmek ve onun adına hayırlı işler yapmaktır "Vefat eden yakınlarım ve dostlarım için ne yapabilirim?" diyenlere, Efendimiz (s.a.v) şu amelleri tavsiye etmiştir: "İnsanoğlu öldüğü zaman ameli kesilir, an cak şu üç yolla kendisine sevap gelmeye devam eder:1. Sadaka-i câriye 2. İstifade edilen ilim. 3. Kendisine dua eden sâlih evlât. "(Buhârî, Edebül-Müfred, nr. 38; Müslim, Vasiyyet, 14; Ebû Davud, Vesâyâ, 14; Tirmizî, Ahkâm, 36)Diğer bir hadiste, sadaka-i câriye sayılan bazı güzel işler şöyle sıralanmıştır: "Hiç şüphesiz şu şeylerin sevabı mümin öldükten sonra kendisine gelmeye devam eder: 1.Öğrenip başkalarına yaydığı faydalı ilim. 2.Arkasından kendisine istiğfar eden sâlih evlât. 3.Vârislerine bıraktığı (okunup amel edilen) mushaf. 4. Bina ettiği mescid veya yolcular için yaptırdığı kervansaray. 5.Diktiği ağaç. 6.Akıttığı nehir veya açtığı su kuyusu. 7. Sıhhat ve afiyet içinde iken malından ayırıp verdiği sadaka."(Birbirini tamamlayan rivayetler için bk. İbn Mâce, Mukaddime, 20; İbn Huzeyme, Sahîh, nr. 2490; Heysemî, Mec-mau'z-Zevâid, 1/167)

 

Selemeoğulları kabilesinden bir adam Hz. Peygamber'e (s.a.v) gelerek, "Yâ Resûlallah! Vefatlarından sonra anne ve babam için yapacağım bir iyilik varmıdır?" diye sordu, Resûlullah (s.a.v) ona şöyle buyurdu: "Evet, onlar için yapacağın iyilik, kendilerine dua ve istiğfar etmen, onların arkadaşlarına ikramda bulunmandır." (Buhârî, Edebü'l-Müfred, nr. 3 5; Ebû Davud, Edeb, 118 ibn Mâce, Edeb, 2)"Allah Teâlâ, ölümünden sonra bir kulun derecesini yükseltir. Kul, 'Yâ Rabbi, bunun sebebi nedir?' diye sorar; Allah Teâlâ, 'Dünyada çocuğun senin için dua ve istiğfar etti (Bu sebeple dereceni yükselttik)' buyurur."(Buhârî, Edebü'l-Müfred, nr. 36; ibn Mâce, Edeb, 1; Ah-med, Müsned, 2/509; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 7/79; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, 10/210) Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Sa'd b. Ubâde, Hz. Peygamber'e (s.a.v) gelerek, "Yâ Resûlallah! Annem vefat etti, herhangi bir vasiyette de bulunmadı. Ben onun adına sadaka versem bunun kendisine bir faydası olur mu?" diye sordu, Resûlullah "(s.a.v )onun için su dağıt" buyurdu.(Taberânî, el-Evsat, nr. 8057; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, 3/138)

 

Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: Bir adam Hz. Peygamber'e (s.a.v) gelerek, "Babam vefat etti, bir miktar mal bıraktı; herhangi bir vasiyette bulunmadı. Ben onun adına sadaka verirsem onun günahlarına kefaret olur mu?" diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v), "Evet, olur"buyurdu. (Müslim, Vasiyyet, 11; Nesâî, Vesâyâ, 8)Aynı şekilde bir kadın, ölen annesi için vereceği sadakanın bir sevabı olupolmadığını sorunca, Efendimiz (s.a.v),"Evet, sevabı olur, onun adına sadaka ver" buyurdu.(Müslim, Zekât, 16; Ebû Davud, Vesâyâ, 15)

 

 

Efendimiz (s.a.v) ölenin mümin olması şartıyla, onun adına köle azat etmenin, sadaka vermenin, hacca gitmenin sevabının kendisine ulaşacağını beyan etmiştir.(Ebû Davud, Vesâyâ, 16) Şafiî âlimlerinden İmam Nevevî (rah) bir önceki hadisin şerhinde demiştir ki: "Bu hadiste, ölünün arkasından verilen sadakanın ölüye fayda vereceği ve sevabının ona ulaşacağı hakkında bir delil vardır. Âlimlerin üzerinde ittifak ettiği görüş de budur. Yine âlimler duanın ölüye ulaşacağı, borçları ödendiğinde kendisinden düşeceği, gitmediği haccı varsa onun adına gidildiğinde geçerli olacağı konusunda da ittifak etmişlerdir."(Nevevî, Müslim Şerhi, 7/ 91)

 

Okunan Kur'an'ın ölüye ulaşması konusunda âlimler arasında farklı görüşte olanlar vardır. İlk devir Şafiî ve Mâlikî âlimlerinden bir grubun dışında, diğer mezhep müctehidleri ve daha sonra gelen Şafiî ve Mâlikî âlimleri okunan Kur'an'ın sevabının bir mislinin de bu sevabın bağışlandığı ölülere ulaşacağı konusunda görüş birliği etmişlerdir. Ümmetin genel uygulaması da böyledir.(İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/151-153; Zühaylî, el-Fık-hü'l-islâmî, 2/ 550-552)

 

Âlimlerimizin çoğunluğu okunan Kur'an'ın sevabının ölüye ulaşacağını kabul ve ispat etmişler, bu konuda geniş açıklamalar yapmışlar ve pek çok örnek vermişlerdir.Şunu unutmamak gerekir ki cenaze namazı, bu hususta en büyük delildir. Çünkü bu namazın aslı dua ve istiğfardır. Bu duadan maksat, ölüye fayda vermek, imanına şahitlik yapmak ve üzerine ilâhî rahmeti çekerek kabrindeki suallerde kendisine yardımcı olmaktır. Kabir ziyaretlerinde yapılan dua ve istiğfar, okunan Kur'an ve salavat ile de aynı şey istenmektedir. Nitekim, Hz. Resûlullah (s.a.v), bir cenazeyi definden sonra orada bulunan ashabına, "Kardeşiniz için istiğfar edin. Allah Teâlâ'dan onu (kelime-i şehâdet üzere) sabit kılmasını isteyin, çünkü şu anda ona sual sorulmaktadır" (Ebû Davud, Cenâiz, 74; Hâkim, Müstedrek, 1/370) buyurarak müminlere kabirde yardımcı olunmasını istemiştir. İmam Kurtubî'nin (rah) belirttiği gibi ölüye okunacak Kur'an, bir dua ve sadaka çeşididir.

 

Sadakanın pek çok çeşit ve şekli vardır. Hadis-i şeriflerde namaza, her türlü zikir ve teşbihlere de sadaka ismi verilmiştir. (Kurtubî, et-Tezkire, s. 75.)Vefat eden anne baba ve müminler adına yapılacak hayrın, verilecek sadakanın belirli bir günü ve vakti yoktur. Vefatından sonra kıyamete kadar kendisi için yapılacak her türlü dua ve istiğfar, bütün sadaka ve hayırlar, kendisine hediye edilecek Kur'an ve salavatlar kabrinde ona fayda verir. Bunlarla ölenin ya manevî derecesi yükseltilir yahut bir günahı affedilir. Böylece kabirdeki huzuru ve nimetleri artar. Ancak duaların ve hayırların daha fazla kabul edileceği an ve aylarda bu hediyeler çoğaltılmalıdır. Cuma günü ve geceleri, seher vakitleri, ramazan ayı, mübarek geceler, bayramgünleri, Kabe'yi ziyaret ânı, Arafat'ta vakfe zamanı, Hz. Resûlullah'ı (s.a.v) ziyaret zamanları, sâlihlerle sohbet ve zikir vakitleri ve kalbin ihlâslı oldu ğu her an, dua, istiğfar ve hayırların en makbul olduğu zamanlardır. Bu vakitleri ganimet bilmeli ve vefat eden dostlara özellikle o zamanlarda manevî hediyeler göndermelidir.

 

Ölüye Kur'ân-ı Hakîm'den hangi âyet ve sûre okunup bağışlansa faydalı olur. Ancak bazı sûrelerin okunması Hz. Peygamber (s.a.v) tarafından özellikle tavsiye edilmiş, diğer bazı sûrelerin de okunması sâlihlerin tecrübesiyle tercih edilmiştir. Efendimiz (s.a.v), "Ölülerinize Yâsîn sûresini okuyunuz"(Ebû Davud, Cenâiz, 19; Nesâî, Sünenü'l-Kübrâ, nr. 1 0913, 10914; İbn Mâce, Cenâiz, 4)buyurmuştur. Âlimler, Yâsîn sûresinin ölen kimsenin hem vefatı anında hem de kabri başında okunabileceğini söylemişlerdir. (Süyûtî, Şerhu's-Sudûr, s. 404.) 

 

 

Bazı sûre ve âyetler var ki Efendimiz (s.a.v) onlar üzerinde çok durmuş ve okunmalarını tavsiye buyurmuştur.Bunlar içinde Kur'ân-ı Hakîm'in esası ve anası diye tanıtılan Fatiha sûresi,kabir azabına mani olan Mülk sûresi, Kur'an'ın üçte birine denk görülen İhlâs sûresi, her türlü şerre karşı birer siper vazifesi gören Felak ve Nâs sûreleri, Kur'an'ın en büyük âyeti olan Âyetü'l-kürsî(Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 254, 259, 264; Tirmizî, Fezâ-İlü'l-Kur'ân, 1,2, 9, 11, 12)gibi fazileti öne çıkarılan sûre ve âyetler üzerinde sahabe, tabiîn ve büyük âlimler çok durmuşlar, diriler ve ölüler için bunları tavsiye etmişlerdir.

 

Ashaptan Abdullah b. Ömer (r.a), vefat edenin kabri başında Bakara sûresinin ilk beş âyetini ve sonunu (Âmenerresûlü'yü) okumayı müstehap görmüştür.(Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 4/ 56)Bir konuda müstehap hükmünü vermek ancak bir delille (Kitap veya sünnetle) mümkündür. Abdullah b. Ömer'in (r.a) bu hükmü, sünnetten gördüğü bir uygulamaya göre verdiğini söyleyebiliriz. Nitekim İmam Taberânî'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Hz. Resûlullah (s.a.v), ölünün kabri başında bunların okunmasını tavsiye etmiştir.(Taberânî, el-Kebîr, nr. 13613; Heysemî, Mecmau'z-Ze-vâid, 3/44) Bu konuyu biraz açmamızın sebebi, zamanımızdaki maddeci anlayışın her şeyi akıl ve madde ölçüleriyle değerlendirip, ölümü, ölüm ötesini, ölenlere yapılacak hizmetleri ve bizden önce giden büyüklere karşı gereken hürmetleri unutturmaya çalışmasından dolayıdır. Ne mutlu, kendisi ölüp gittiğinde, geride onu unutmayan, en tatlı anlardaki ve kıymetli zamanlardaki dualarına onu da katan, arada bir onun için de göz yaşı akıtan vefalı dostlar bırakan mümine!..

 















© ercandede.com