Aile Toplum Gündemi

Bayramımız Mübarek Olsun

 

Bugün Ramazan Bayramı. Bir yandan Ramazan-ı şerifi idrak etmenin huzurunu diğer yandan bayrama kavuşmanın sevincini yaşamaktayız. Bayramlar; birlik ve beraberlik günleridir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun”1 buyurarak bizleri kardeşliğe davet etmektedir. Ümmet-i Muhammed olarak bizler de aramızdaki küskünlükleri sonlandırabilir, ayrılık ve gayrılığı bir tarafa bırakabilirsek; bayramın neşe, sevinç ve mutluluğunu daha fazla hissedebiliriz. Aramıza fitne ve fesat tohumları ekmek isteyenlere karşı uyanık olur, gönlümüzü birbirimize samimiyetle açabilirsek her günümüzü bayram kılabiliriz.

 

 

Bayramlar; ailece bir arada olduğumuz, aynı havayı soluduğumuz, sevgi ve muhabbeti paylaştığımız özel günlerdir. Anne-babamızın hoşnutluğunu kazandığımız, ellerini öpüp hayır dualarını aldığımız bereket günleridir. Bayramlar; Allah Resûlü (s.a.s)’in, “Ey insanlar! Selâmı aranızda yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarınızı gözetin, insanlar uykuda iken namaz kılın ve selametle cennete girin” 2 tavsiyesine uyarak akrabalık ve komşuluk hukukumuzu gözettiğimiz günlerdir.

 

Bayramlar; millet olarak Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Kim, bir kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir”3 müjdesine nail olmak umuduyla ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarına çare, darda kalanların yaralarına merhem, zulüm altındaki kardeşlerimizin dertlerine derman olduğumuz günlerdir. Bayramlar; aynı zamanda mukaddes değerler uğruna canından geçen aziz şehitlerimizin, ahirete göç eden kahraman gazilerimizin, bu günlere gelmemize vesile olan geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret edip onlar için dua ettiğimiz günlerdir.

 

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, Uhud Savaşından sonra yetim kalan bir çocuğa, “Ben senin baban, Âişe de annen olsun istemez misin?” 4 örneği, yetimlere karşı davranışımızı belirlemektedir. Bugün, bizler de Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını kuşanarak yetim ve öksüzlere kol kanat gerelim, onların bayram sevinçlerini paylaşalım. Küçüğüyle büyüğüyle, genciyle yaşlısıyla, hastasıyla sağlıklısıyla, yetim, öksüz ve tüm çocuklarıyla bayramı hep birlikte birbirimize bayram kılalım.

 

Mescid-i Aksâ günlerdir kapalı. Zalimler, harîm-i ismetimiz olan Mescid-i Aksâ’nın dokunulmazlığını hiçe saymaktadır. Ancak şu husus unutulmamalıdır ki; mabetlere el uzatılamaz, saygınlığına halel getirilemez, içinde ibadet edilmesine yasak konulamaz. Mescid-i Aksâ derhal açılmalıdır. Müslümanlar, kendi camilerinde hür bir şekilde ibadetlerini eda etmelidir. Bu hususta Yüce Rabbimizin uyarısı gayet açıktır: “Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir?”5

 

 

Başta Mescid-i Aksâ olmak üzere, mazlum coğrafyaların, zulüm altında inleyenlerin, yurtsuz kalmış bütün insanların daha güzel günlere kavuşması temennisiyle Ramazan Bayramımızı tebrik ediyor,Yüce Rabbimizin şu ayet-i kerimesine dikkatlerinizi çekmek istiyoruz: “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” 6

 

Ramazan-ı şerif, maddi ve manevi pek çok güzelliği elde ettiğimiz bir mektep idi. Bu mübarek ayda; camilerimiz cemaatle, gönüllerimiz muhabbet ile dolup taştı. Tekbir ve salavatların yükseldiği kubbelerimiz altında ümmet-i Muhammed olmanın coşkusunu hep birlikte yaşadık. Sahurla bereketlendik. Oruç ile ruhlarımızı arındırdık. Kur’an-ı Kerim ile gönüllerimizi nurlandırdık. Teravih ve teheccüd namazlarıyla gecelerimizi huzura erdirdik. Zekât ve fitrelerimizle paylaşmanın ve yardımlaşmanın sevincini yaşadık. Geçmişin muhasebesini yaptık, hata ve günahlarımız için Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma diledik.

 

 

Allah’ın razı olduğu bir kul, insanların hoşnut olduğu bir Müslüman olmanın yolu, hayatı Ramazan kılmakla mümkündür. Hayatı Ramazan kılmak ise; Kur’an-ı Kerim’i okumaya, onun istediği gibi bir mümin olmaya gayret göstermekle olur. Hayatı Ramazan kılmak; Rabbimizin zikrini dilimize ve kalbimize yerleştirmekle, zikrin en büyüğü olan namazlarımızı eda etmekle olur. “Kim, Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün daha eklerse, bütün yıl oruç tutmuş gibidir” 7 hadis-i şerifi gereğince içinde bulunduğumuz Şevval ayında oruç tutmakla olur.

 

Hayatı Ramazan kılmak; yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini, yetim ve öksüzleri gözetmekle, iyiliği yeryüzüne hâkim kılmak için çaba sarf etmekle olur. Etrafımızı ateş çemberine çevirmek isteyenlere karşı feraset ve basireti kuşanmakla, birlik ve dirlikle olur. Hayatı Ramazan kılmak; ticaretimizi helal kazançla bereketlendirmekle olur. Ailemizde sevgi ve merhameti, sosyal hayatta adalet ve hakkaniyeti hâkim kılmakla olur. Hâsılı hayatı Ramazan kılmak; elimizi, belimizi ve dilimizi muhafaza ettiğimiz bir ömür sürmekle olur. Yüce Rabbimiz böyle bir hayatı sürdürenlere şu müjdeyi vermektedir: “‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra da istikamet üzere yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar cennetliktir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada ebedi kalacaklardır.”8

 

 

Şu hususu unutmayalım ki; Ramazan mektebinde alınan eğitim, bir ömre aktarıldığında gerçek anlamını kazanacaktır. Sözlerimizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, ‘Allah’ın en sevdiği amel nedir?’ sorusuna verdiği şu cevapla bitiriyoruz: “Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.” 9

 

1 Tirmizî, Birr ve Sıla, 24. 2 İbn Mâce, Et’ıme, 1. 3 Müslim, Birr, 58. 4 İbn Hacer, İsâbe, I, 302. 5 Bakara, 2/114. 6 Nisâ, 4/36. 7 Müslim, Sıyâm, 204. 8 Ahkâf, 46/13,14. 9 Müslim, Müsâfirîn, 216.